Anish Kapoor

By 13 Haziran 2016İnceleme

Indian-2Anish Kapoor 12 Mart 1954 yılında Bombay’i Hindistan da doğdu. 1970′ten bu yana  Londra’da yaşıyor ve çalışıyor. İngiltere’ye gelmesi ile Hornsey College of Art’a girer. Bir süre sonra Chelsea School of Art’ta eğitimine devam eder. 1979’
da ise Polytechnic’te akademisyen olur. Hızlı bir şekilde yükselen Anish Kapoor, 1980 yılına kadar birçok yurt dışı karma sergide yer alır ve sanat eleştirmenlerinin ilgisini çeker. 1980 yılında ilk kişisel sergisini Paris’te Partice Alexandre’da açar. Heykellerinde ele aldığı konuların kültürel bağlarla ilişkili ve psikolojik tabanlı olması büyük ilgi toplar ve tüm dünyada ünlenmesini sağlar. 1982 yılında Liverpool Walker Art Gallery’nin sanatçısı olan Anish Kapoor aynı yıl Paris Bienali’nde Britanya’yı Stephen Farthing ve Bill Woodrom ile temsil eder. Paris Bienali ile adından daha da çok söz ettiren Anish Kapoor, dünyanın dört bir tarafından sergi teklifleri almaya başlar. Dünyanın önde gelen sanat eleştirmenleri şu anda onun hakkında dünyanın en önemli heykeltıraşı ve en üretken heykeltıraşı unvanlarını gözlerini kırpmadan veriyorlar. Anish Kapoor, Britanya’nın ve dünyanın en önde gelen heykeltıraşlarından biri olduğunu son yıllarda gerçekleştirdiği yetkin yapıtlarla göstermektedir.

 

70’li yılların ortalarından bu yana ürettiği yapıtları ile birçok önemli ödülün de sahibi olan Anish Kapoor, 1990 yılından başlayarak daha yetkin işler üretmeye başlamıştır. 80’lerde önemli sanatçılar arasında anılmakta olan Kapoor, 1990 yılından sonra dünyada en parlak heykel sanatçısı olarak değerlendirilmeye başlanır. 1990 yılında yapılan 44. Venedik Bienali’nde Britanya’yı temsil eden tek sanatçıdır ve “Premio Duemila” ödülünü alır. 1991 yılında Turner Prize Ödülünü kazanır. 1992 yılında Expo Seville Komisyonu tarafından“Building for Void”’e (Geniş Yapı İşleri) hak gösterilir. 1997’de “Honarary Fellowship” ödülünü alır. 2000 yılında Premio Ödülü’nü kazanır. 2003 yılında ise düzenlenen bir yarışmada 11 Eylül’de yaşanan New York terörist saldırılarında kurban olan Britanyalılar için yaptığı anıt ile birincilik kazanır. 2004 yılında dünyanın en üretken ve en saygı duyulan heykeltıraşı seçilen Anish Kapoor yüzyılımızın Rodin’i olmaya şimdiden hazır gibi. Otuz yılı aşkın bir süreden beri Londra’da yaşayan ve çalışmalarını Güney Londra’daki atölyesinde sürdüren Anish Kapoor, kendi kuşağında en etkili heykeltıraşların başında gelmektedir. 1990 yılından beri büyük boyutlu işler üreten Kapoor, atölyesinde bir düzineye yakın asistanı ile birlikte çalışmaktadır. Çalışmalarında Hindistan’a özgü geleneksel öğelerin bulunması batı ve doğu kültürlerinin bir sentezi ile kendi yapıtlarını ortaya çıkarmasında ilk göze çarpan noktalardır. Anish Kapoor’un ilk heykelleri basit formların renk pigmentleri ile boyanmasından ortaya çıkar. Zamanla yapıtlarını çoklu bakış açısı ile ele almaya başlar ve izleyiciyi de bu yöne çekmeye çalışır.

 

Genelde kullandıkları;

Daha çok çelik ve camı kullansa da her türlü malzemeyi kullandığı, yaptığı işlere bakıldığında hemen anlaşılmaktadır. Çalışmaları çoğu zaman resimle heykel arasında gibidir. Üç boyutlu işlerinde tipik bir heykeltıraşken, empati, mevcut olmayan şeyler ve farklılaşmalar gibi konular resim ile ilişkilendirilir. Yapıtlarında genellikle kırmızı ve mavi renkleri seçer. Metalik parlaklık da yapıtlarında önemli özellikler arasında gelir. Basit görünüşlü kazınmış formları, genellikle tek renkli ve parlak renkli işlerdir. Kapoor’un işlerinde ele aldığı metafizik kutuplar olarak varlık-yokluk, olmak-olmamak, yer-yersizlik gibi karşıt kavramlar en çok kullandığı konulardır. Etkilendiği heykel oluşumları arasında ise karanlık ve aydınlık, doğal renkler (metal ve su gibi) formsuzluk başta gelmektedir. Bu unsurlarla fiziksel ve psikolojik etkiyi ön plana çıkarmaya çalışır.

 

-1991 yılında aldığı Turner Prize ödülünden sonra ürettiği en önemli iş 1992 yılında Documenta IX binasında sergilediği ‘Descent into Limbo’ (Araf’a Düşüş) dur. Bu işi ile ziyaret edenlerin gözlerini kamaştıran Anish Kapoor, ünlü İtalyan yazar Dante’nin İlahi Komedya adlı kitabından yola çıkar. Dev boyutlarda olan bu iş sayesinde Expo Seville Komisyonu tarafından ‘Biulding for Void’ (Geniş Yapı İşleri Ödülü) ödülünü alır.

-1998 yılında gerçekleştirdiği bir diğer dev çalışması ise ‘The Edge of the World II’ (Dünyanın Kıyısı) gezenlerin boyunlarında sorunlar oluşmaması için ziyaretçilerin önceden uyarılması ile açılışında büyük bir ilgi toplamıştır.

Fiberglastan yapılarak kestane rengine boyanmıştır. Sekiz metre yüksekliğinde olan bu çalışma, 1998 yılının en önemli sergileri arasına girmiştir.

-1999 yılında Gateshead’da BALTIC Centre for Contemporary Art’ta sergilenen ‘Taratantara’ işi, Kapoor’un yaptığı en büyük işlerden biri olur. 35 metre yüksekliğindeki iş parlak kırmızı renkte bir zafer takı şeklinde ele alınmıştır.

-2001 yılında Anish Kapoor’un ‘Sky Mirror’ (Gök Ayna) işi yine büyük boyutlu olarak Nottingham Playhouse’un bahçesinde sanatseverlerin ilgisine sunulur. Tamamen çelikten yapılan bu iş, 6 metre yüksekliğindedir ve çevresinden geçenleri farklı şekillerde yansıtmaktadır. Böylece her adımda insan kendisi ile ilgili farklı boyutlarla karşılaşır.

-Yine 2001 yılında ‘Marsyas’ adlı işi ile yine dünya sanatının gündemine oturur. Tate Modern Gallery’de sergilenen Marsyas, bir 747 jumbo jetten daha büyüktür. Serginin en dikkat çekici özelliği ise yapıtın büyüklüğü karşısında insanın ne kadar küçük olduğunu hissetmesidir. Çelik, fiberglas, mermer, cam ve PVC kullanılarak yapılan Marsyas, Anish Kapoor’un zirve eseridir. Anish Kapoor’un heykel yapmaya başlamasından beri planladığı bu yapıt ancak otuz yıl sonra gerçekleştirilebilmiştir. 16.yüzyılda yaşayan ünlü İtalyan ressam Tiziano’nun ‘Müzisyen Marsyas’ resminde yer alan Marsyas’ın tanrıdan daha iyi fülüt çalabilmesi Anish Kapoor’un yapıtına verdiği isimde etkili olmuştur. Bir ayda hazırladığı bu dev tirübün İngiltere’de ve dünyada ilgi çekici bir iş olur. İşin uzunluğu 158 metre, yüksekliği ise 36 metredir. Tate Modern’de ilk defa böyle devasa bir geometrik dizayn sergilenirken, görenler böyle bir işin gerçekleştirilemeyeceğini söylemekteydiler. Tate Modern’in küratörü Donna Desalvo; Anish Kapoor’u 21.yüzyılın en muhteşem heykeltıraşı olarak göstererek 10 tonun üzerinde çeliğin kullanıldığı bu işin, Tate Modern’in şimdiye kadar sergilediği en büyük iş olduğunu söylemiştir. Anish Kapoor ise Marsyas hakkında konuşurken; “Gökyüzünde vücut inşa etmek istedim” demiştir.

-Anish Kapoor’un açık alanda ve Amerika’da sergilenen ilk işi Chicago Yeni Millenium Parkı’na yerleştirilen ‘Cloud Gate’ (Bulut Kapısı) isimli işi olmuştur. Amerika’da büyük yankı uyandıran bu yapıt 110 ton çelikten yapılmıştır. Bir civa damlasından esinlenerek yapılan bu dev heykel 20 metre uzunluğunda ve 10 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Civadan esinlenildiği için elips şeklinde olan bu heykel sanki bir ayna gibi parlatılmış ve tüm Chicago Parkı’nı ve insanları farklı bir şekilde yansıtması sağlanmıştır. Heykelin içine girenler binlerce yansımanın insanı hayretler içinde bıraktığı bu yapıta Chicago’nun sihri diyorlar. Bu sayede sanatçının işi ile gezenler arasında doğal bir birleşme sağlanıyor. Günde on binlerce insanın gezdiği bu heykel, insanların sanatla dolu saatler geçirmesini sağlıyor.

Kapoor, bir çok karma sergiye katıldığı gibi dünyanın dört bir yanında kişisel sergiler de açmıştır. Bunlar arasında dünyaca ünlü müzeler ve özel koleksiyonlar da bulunmaktadır. Kunsthalle Basel, Tate Gallery, Hayward Gallery, New York Modern Sanatlar Müzesi, Madrid, Amsterdam, Bordo, Stokholm, Paris gibi birçok sanat merkezinde sergiler açmış ve kendinden çokça söz ettirmiştir.

Anish Kapoor’un bir işi İstanbul Modern’in düzenlediği ilk uluslararası sergi olan ‘Çekim Merkezi’ başlıklı sergide de yer aldı. Dünyanın son yıllarda en çok konuşulan heykeltıraşı Anish Kapoor, yaptığı işlerle ileriki yıllarda da adından çok bahsettireceğe benziyor.

Yorumlar

Leave a Reply